Yalnız İran değil tüm dünya tedirgin: Trump’ın masasında nükleer bomba hesabı
DÜNYA, ABD’deki Kongre ara seçimlerine kilitlenmişken Beyaz Saray’a yakınlığıyla bilinen Amerikan gazeteci Tucker Carlson’ın Donald Trump yönetiminin İran’a yönelik nükleer saldırı kararı alabileceği iddiası ortalığı karıştırdı. Cumhuriyetçi Parti’yi iyi bilmesi ve İsrail’in Amerikan dış politikasına etkisine yönelik eleştirileriyle tanınan Carlson; İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun iktidarını devam ettirmek için savaşın sürmesini istediğini ve İran’a nükleer saldırı düzenlenmesi amacıyla Trump’a baskı yaptığını öne sürdü. ABD’li gazeteci, Trump’ın kararı 7 Kasım’a kadar verebileceğini ve olası saldırının hedefinin İran’ın orta kesimlerinde yer alan, Kazma Dağı’nın 90 metre altına inşa edilen yeraltı tesisi olduğunu kaydetti.
Peki ABD’nin İran’a yönelik nükleer silaha başvurması mümkün mü? Böylesi bir senaryoda ortaya nasıl bir tablo çıkar? Türkiye ve dünya bu durumdan nasıl etkilenir? Savunma analisti Arda Mevlütoğlu tüm bu merak edilenleri değerlendirdi.
‘HUKUKİ ZEMİN’ ÇOKTAN HAZIR
Mevlütoğlu’na göre ABD’nin nükleer silah kullanmasının önünde doktrinsel bir engel yok. Washington hiçbir zaman “ilk kullanmama” taahhüdünde bulunmadı; mevcut politikası da “aşırı koşullarda” nükleer kullanıma açık. Kararı verme yetkisi ise yalnızca Başkan’da. Savunma Bakanı’nın veto yetkisi bulunmuyor, Kongre de devreye girmiyor. ABD’nin “negatif güvenlik güvencesi” politikası, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması (NPT) kapsamındaki yükümlülüklerini ihlal eden ülkeleri koruma altına almıyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) Haziran 2025’te İran’ın NPT yükümlülüklerine aykırı davrandığı yönündeki raporu da Washington’a olası müdahale için “hukuki” zemin sağlıyor.
HANGİ BOMBA KULLANILIR
Kazma Dağı’ndaki tesisin bazı bölümleri 80–100 metre derinlikte bulunuyor ancak gerçek derinlik uydu görüntüleriyle netleştirilemiyor. “Gündeme gelebilecek silahlar, 400 kilotonluk B61-11 ya da 340–360 kiloton bandındaki B61-13. Nüfuz edici bombalar patlamayı yeraltında hapsedecek derinliğe inemez. Hedef derinleştikçe gereken delme gücü artar. Olası kayıplar da aynı güçteki yer seviyesi patlamasından pratikte farksızdır. Kısacası tesisi yok edemeyecek kadar küçük bir bomba işe yaramaz; yok edebilecek bir bomba ise kayayı radyoaktif toz olarak havaya kaldırır ve yoğun radyoaktif serpinti üretir. Serpinti karmaşık matematik modellerle öngörülebilir ama gerçek kayıplar başta rüzgâr olmak üzere bazı çevresel faktörlere bağlıdır.”
TÜRKİYE’Yİ NASIL ETKİLER
Muhtemel bir nükleer saldırının Türkiye’yi nasıl etkileyeceği ise merak konusu. Mevlütoğlu’na göre Natanz’daki nükleer tesis, Türkiye’nin en yakın sınır noktasına yaklaşık 750 km uzaklıkta. Bölgede hâkim olan batı rüzgârlarının serpintiyi büyük olasılıkla doğuya, İran’ın içlerine, Afganistan ve Pakistan’a taşımasının bekleneceğini aktaran Mevlütoğlu’na göre kuzeybatı rüzgârlarında ise Körfez kıyıları risk altına girer: “Türkiye’ye sağlığı tehdit edecek düzeyde serpinti ulaşması düşük bir olasılık. İz düzeyinde ölçümler görülebilir ama tek bir silahın radyoaktif yükü Çernobil’in çok altında.” Asıl tehlikenin stratejik olduğunu vurgulayan Mevlütoğlu, Hürmüz ve enerji fiyatlarında yeni bir şokun, İran’dan göç dalgası ve İncirlik ile Kürecik nedeniyle Türkiye’nin misilleme tartışmasının içine çekilmesine yol açabileceği uyarısında bulundu.
DÜNYADA NE DEĞİŞİR
ABD’nin İran’a karşı nükleer bombayı kullanması “Pandora’nın kutusunu” açabilir. Mevlütoğlu’na göre, nükleer silah kullanımına ilişkin en büyük risk, nükleer tabunun yıkılması, emsal oluşturması ve bu silahların sıradan bir askeri araç gibi meşrulaşması. Mevlütoğlu, böyle bir Amerikan hamlesi, Moskova’ya Ukrayna konusunda kullanabileceği bir gerekçe sunabilir ve Çin’in yaklaşık 620 nükleer savaş başlıklı nükleer cephaneliğini genişletme çabalarını hızlandırabilir.
‘SALDIRI İRAN’I NÜKLEERE İTER’
OLASI bir nükleer saldırıya İran’ın nasıl yanıt vereceği de gündemde. İran Araştırmaları Merkezi analisti ve akademisyen Oral Toğa, Hürriyet’e yaptığı değerlendirmede ihtimali düşük görse de “Normların bu kadar yıkıldığı bir çağda insansız bir alana atılacak nükleer silahla ABD’nin İran’ın iradesini kırmak isteyebileceğini dışlamamak gerekiyor” diyor.

Toğa’ya göre İran’ın olası bir nükleer saldırıya vereceği karşılığı öngörmek zor ancak Tahran’ın “Körfez’deki enerji altyapısı, Hürmüz ve ABD üslerini” hedef alacağını öngörüyor.
Toğa, nükleer tehditlerin İran’da daha çok doktriner değişim talebi ve siyasi argüman olarak karşılık bulduğuna dikkat çekiyor. “Kazma Dağı’na yönelik her tehdit, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’ndan (NPT) çekilme ve nükleer doktrinin değiştirilmesi taleplerini güçlendiriyor” diyen Toğa, İran meclisinde bu yönde 10 teklif sunulduğunu ve Tahran’dan anlaşmadan çekilme çağrıları geldiğini belirtiyor: “Nükleer bir saldırı, İran’da nükleer silahtan uzak durulmasını savunan çizgiyi tek gecede tasfiye eder ve NPT’den çekilmeyi neredeyse kesinleştirir. Bunun ötesinde 1945’ten bu yana kimsenin aşmadığı bir eşik aşılmış olur. Bunun bedelini nükleer silahların sınırlandırılmasına dayanan bütün uluslararası düzen öder.”
Haber Bültenleri ve E-Posta Tercihleri
Türkiye ve dünyadaki en güncel gelişmelerden haberdar olmak için, bültenlerin gönderileceği e-posta adresini girin.
Bülten Seçimleri